Sokağa çıkma yasağı hakkında

Hocam, sizin de bildiğiniz üzere dün akşam büyükşehirlerde sokağa çıkma yasağı geldi. 22:00 gibiydi, daha bakanlık açıklamayı duyurmadan ilk cümlede geçen; “sokağa çıkma yasağı” ibaresinden itibaren bütün marketler, fırınlar ağzına kadar doldu, taştı. Kavgalar çıktı. Ekmek fiyatları bazı yerlerde 5₺’ye fırladı. Sosyal mesafe unutuldu, herkes birbiriyle temasa geçti. Ne uğruna? Herkesin elinde sigara, cola, cips ve çikolatadan başka bir şey yoktu. Makarna, un vb. olsa yine yanmayacağız… Herkes evine döndüğünde yasağın sadece 2 gün olduğunu görünce ne hissetti bilmiyorum. Üstelik belediyeler de herhangi bir durumda gıda dağıtımı yapacaklarını söylediler… Bilim kurulu üyeleri ise bu karmaşanın sonuçları 1 haftaya kadar çok ağır bir tablo olarak önümüze çıkacak dedi. Hocam, biz gerçekten bir kıtlık mı yaşıyoruz, gerçekten çok kötü mü halimiz? Anlayamıyorum…

Yaşadığımız toplumun bir insan birikimi olduğunu unutmamalıyız. İnsan bu, esfel-i safilin ile ahsen-i takvim arasında iniş çıkışı ile yaşar. O görüntüde herkes kendine göre haklı idi. Herkes yanlış yapmadığını düşünüyordu. Ve herkes bir başkasının yanlış yaptığı kanaatinde idi. Doğru olan nedir, ona karar vermek zordur.
 
Bizim için ders olması gereken nokta şudur:
 
Dünya bizi kendisine çekmekte ve içinde eritmektedir. Bu arada ahiretimizi kaybediyoruz diye endişelenirken görüyoruz ki, insanlığımızı da ne yazık ki kaybediyoruz. Hayatın biz nasıl istiyorsak ve bizim menfaatimiz nasıl gerektiriyorsa öyle olmasını istiyoruz. Aksi olursa feryat ediyoruz. Bunun tek bir nedeni yoktur şüphesiz. Kaybolan sadece dindarlık değildir. Kaybolan birden fazla değerimiz vardır. Lükse çok alıştık, kelepiri istiyoruz. Sabrımız tükenmiş. Tahammülümüz yok.
 
Temenni ederiz, bu yaşananlar topluca bir düşünme zemini oluştursun ve kendimize gelmemize vesile olsun. Böyle giderse belalara gerek kalmadan kendimiz belamızı üretecek ve içinde kaybolacağız maazallah.