Kazf, cezasını kitabımız Kur'an’ın belirlediği ve kati naslarla sabit bir suçtur. Dün, bugün ve kıyamete kadar değişmez kurallarımızdandır. Bu asırda ve başka asırda diye bir ayrım yapamayız.
Fakihler akıllı, buluğa ermiş ve isteyerek konuşan birinin işlediği bu suçu kazf (namus iftirası ya da zina ile itham) olarak görmüşlerdir. Ayrıca Hanefi fukahası suçu işleyenin bunu diliyle söylemesini ve suçun İlam toprağında (fıkıh açısından İslam ülkesi sayılan bir yerde) işlemesini de şart koşmuştur.
Kendisine zina ithamında bulunulanın da kadın veya erkek muhsan yani bu açıdan yasal koruma altında biri olmasını, meçhul bir kişilik değil bilinen biri olması şart koşulmuştur. Bu konuda yasal koruma altında olmak (ihsan) ise şunları sahip olmayı gerektirir:
Buluğa ermişlik, akıllı olmak, Müslüman olmak, hür olmak ve zina ile kirlenmemiş olmak.
