Yazılı Fetva
Çabuk öfkelenme sorunuma müslümanca nasıl çözüm bulabilirim?
91
19.06.2026
Ben çabuk öfkelenen bir insanım. Öfkelendiğimde kendimi kontrol etmekte zorlanıyor, kırıcı sözler söyleyebiliyorum; sonrasında ise pişman oluyorum. Aile içinde yaşadığımız bir olayda, akrabamın nikâhsız şekilde uzun süredir görüştüğü ve aile ortamında sıkça bulunan bir kişiye öfke anında ağır ve kırıcı bir söz söyledim. Söylediğim üslubun yanlış olduğunu kabul ediyorum ve pişmanım. Ancak benim tepkimden çok, söylediğim söz konuşuluyor; oysa beni asıl rahatsız eden, ortada dinen yanlış gördüğüm bir fiilin bulunması.
Bu durumda Müslümanca nasıl hareket etmeliyim? Yanlış gördüğümüz bir fiile karşı nasıl tavır almalı, insanları kırmadan nasıl yaklaşmalıyım? Ayrıca öfke anında kendimi kontrol edebilmek için nasıl bir yol izlemeliyim?
Kıymetli kardeşim, hepimizin insan olarak farklı özellikleri ve farklı zayıf noktaları olabilir. Siz de öfke konusunda imtihan oluyor olabilirsiniz. Bu gibi durumlarda önemli olan, kişinin zafiyetlerini ve zayıf noktalarını bilmesi, ayrıca çözüm arayışında olmasıdır. Elhamdülillah, siz bu aşamada durumun farkına varmışsınız. Şimdi sıra, bu durumu nasıl kontrol altına alacağınıza gelmiş.
Tövbenin defalarca yapılması, kabul olmayacağı anlamına gelmez. Bilakis, aynı hataya defalarca düşsek de Allah’ın af kapısı ölünceye dek açıktır. Ancak şeytan, bunu fark etmemizi değil; aynı hatayı tekrarladıkça umutsuzluk kuyusunda kalmamızı ister. Bir hatayı yaptıktan sonra o hatadan dönmek esastır. Tekrar yaşandığında ise pişman olmak ve yeniden tövbe etmek gerekir. Şeytanın bu şekilde yaklaşarak moralimizi bozmasına izin vermemeliyiz. Aksi halde moral bozukluğu, tövbemizin önünde engel olabilir.
Tövbe ile ilgili bir diğer mesele de şudur: Eğer yaptığımız hata ile birinin hakkına girdiysek, muhakkak helallik almak gerekir. Bu sebeple helallik almayı ihmal etmemenizi tavsiye ederiz. Burada ailenizin de sizin pişman olduğunuzu görmesi önemlidir.
Bir kişi öfkelendiğinde bazen kendini kontrol edemeyebilir. O noktaya geldiğinde istemsiz hareket ettiğinden, sonrasında pişman olacağı davranışlarda bulunmuş olabilir. Kendimizi bu raddeye getirmemeye çalışmalıyız. Bu da ancak bizi öfkeli duruma düşüren etkenleri belirlemekle mümkün olabilir. Sizi öfkelendirdiğini düşündüğünüz durum ve ortamlardan uzak durmalısınız.
Sorunuzda, sizi öfkeye sevk eden bir durum olarak değiştiremeyeceğiniz meseleleri gereğinden fazla dert etmek dikkat çekiyor. Siz doğru olanı söyledikten ve elinizden geleni yaptıktan sonra, etrafınızdaki insanların fiillerinden sorumlu olmazsınız. Sıla-i rahim bağını koparmayacak ölçüde onların bulunduğu ortamda bulunabilir; sonrasında bir harama şahit olmamak ve ortak olmamak adına geri durabilirsiniz. Bu durumda, asıl sorumlu olduğunuz dayı, teyze gibi birinci dereceden yakınlarınıza karşı gönül alıcı bir üslupla ilişkinizi sürdürebilirsiniz.
Bir tavsiye olarak, öfke kontrolü için tek başınıza mücadele etmek sizi zorluyorsa bir uzmandan destek alarak süreci kolaylaştırabilirsiniz. Bir uzmanın sizi yönlendirmesi ya da süreci takip etmesi, profesyonel destek alıyor olmanız, zihnen sizi rahatlatacaktır.
Fıtrat olarak öfkeli olduğunuzdan bahsetmişsiniz. İnsanda öfke duygusu elbette vardır. Ancak Rabbimiz bu öfkeyi, din için öfkelenmek adına yaratmıştır. Duygularımızı yerli yerinde kullandığımızda, öfkemiz de rahmete dönüşebilir. Ömer radıyallahu anh da celalli bir kişiydi; yerine göre öfkesini gösterirdi. Ancak onun öfkesi, kendine ve çevresine zarar vermek anlamına gelmedi. Bu duygu bazı kişilerde daha yoğun hissedilebilir ya da kontrol etmesi daha zor olabilir. Fakat bu konuda kendimizi eğitebileceğimizin en güzel örneklerinden biri de yine Ömer radıyallahu anhdır.
Kardeşim,
Etrafımızdaki insanlara hatalarını söylemek, onların hemen değişeceği anlamına gelmez. Bu bir süreçtir; mücadeleyi ve sabretmeyi gerektirir. Bunun en önemli örneklerinden biri de Nuh aleyhisselamdır. Bizim görevimiz, vazifemizi yapıp eğer etkimiz olmuyorsa kenarda durmayı bilmektir. Eğer değiştirmek mümkün olmuyorsa, biz de hayra davetimize dua ederek devam edebiliriz.
Amacınız sürekli kendinizi eğitmek ve geliştirmek olmalıdır. Etrafınızdakiler zamanla derdinizin onları kırmak değil, onların durumuna üzülmek olduğunu anlayacaklardır. Onları kırdıysanız gerekirse özür dilemelisiniz. Ancak bundan sonraki süreçte, onlarla uğraşmak yerine kendinizle ilgilenmenizi tavsiye ederiz. Kalitenizi sürekli artırmak hedefiniz olabilir. Böylece onlar da kardeşlerinin kaliteli bir Müslüman olduğunu zamanla anlayacaktır.
BENZER FETVALAR
