Mektuplar

Hayır kurumu kurarken nelere dikkat etmeliyiz?

647
04.01.2023

Hocam biz bir grup arkadaşla bölgemizde hayırlı işler yapacak bir sivil toplum faaliyeti yapmak istiyoruz. Hukuki yönü için bir avukat kardeşimizle istişare ettik. Dini boyutu için de size danışmaya karar verdik. Sorumuz şöyle: Allah’ın razı olacağı çizgilerde kalması için bir vakıf, dernek veya sivil toplum örgütü olarak zekât ve sadaka konusunda nelere dikkat etmeliyiz? Ya da şöyle özetleyeyim: Siz hoca olarak bir vakıf veya dernek için sadaka el kitabı yazsaydınız neler yazardınız? Bizi aydınlatırsanız size dualar ederiz. Allah razı olsun.

Her şeyden önce niyetinizi belirleyin; “Allah için ve onun rızasını kazanmak için” diye yola çıkın. Bu niyetiniz, nefes aldığınız sürece sizinle beraber olsun. Bu niyetten geri kaldığınızı hissettiğiniz an o işi terk edin. Aksi takdirde boşa kürek sallamış olursunuz maazallah. Unutmayın ki ahirette sadece niyetiniz ve o niyetteki samimiyetiniz işinize yarayacak, gerisi bu topraklarda kalacak. Bu noktada şunu da unutmayın: Şeytan sizi her şeyden önce niyetinizden vuracaktır; başlarken, ilerlerken veya yıllar sonra ama muhakkak niyetinize katık sokmaya çalışacaktır. O sizi hiç unutmayacak. Siz ise onu unuttuğunuz an niyetinizi kaybedeceksiniz. Bu, sizin ilk ve en önemli notunuz olsun.

Bundan sonrası için size şu notları derledim: 

  1. Vakıf veya dernek adı ile olan bir çalışma, Müslümanların bu asırdaki yapılanmalarına cevap vermek için vardır/olmalıdır. Müslümanların sorunları büyümüş ve yaygın duruma gelmiştir. Eda edilecek zekât ve sadaka rakamları elle hesaplanması zor denebilecek noktalara baliğ olmuştur. Elhamdülillah. Çağın getirdiği karmaşık sorunlara karşı bir kişinin aklı yetersiz kalmaktadır. Çağın getirdiği örgütlenme mantığı esasen dinimizin bizi yönlendirdiği yapılanma ile de temelde uyumludur. Sonuç olarak bir yandan yaşanılan ülkeler açısından yasal boyut kazanmak ve şeffaflığı garanti edebilmek diğer yandan da birleşmiş akıllarla bir iş yapabilmek için sivil yapılanma şart gibi durmaktadır.
  2. Müslümanlara hatta bir bütün olarak insanlara hayırlı hizmetlerde bulunmak dinimizin ibadet olarak önümüze koyduğu işlerdendir. Niyetteki samimiyet ve ihlas muhafaza edilebildiği sürece ecri büyük bir nafile ibadet icra ediliyor olarak bilmek gerekir. Hayırlı iş yapmak, hayırlı işe davet etmek, destek olmak, moral vermek bir ucundan bu ibadete iştirak etmektir biiznillah. Bunu bir yardımlaşma olarak görüyorsak yardımlaşmamız Allah’ın emirlerindendir. İnsani bir görev olarak görüyorsak insanlık bu ümmete emanettir. Her durumda yapılan iş mübarektir yeter ki niyetlerde bir sıkıntı olmasın, baştaki samimi niyetler sonraki iş yoğunluğuna kurban edilmesin.
  3. Sivil toplum faaliyeti yürütme hizmeti erkeklere mahsus bir ibadet değildir. Belli noktalarda kadınların bu tür hizmetlerde bulunmaları daha verimli ve daha gerekli de olabilir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki, kadın veya erkek hiçbir mü'min farzları ihmal ederek nafilelerle Allah’ın rızasını kazanamaz. Bu dinin özüne ters olur. Kadınların bu tür faaliyetleri bu ümmetin kadınlara ait hassasiyetlerine zarar vermemelidir. Ailenin ihmali veya şeriatımızın mahremiyetine zarar verme gibi beklenmeyen durumlarda kadınlar için bu tür hizmetlerin anlamı kalmaz ya da baştan beri peşinde koşulan Allah rızası hasretine yürünen adım bırakmaz.
  4. Sivil toplum faaliyetlerini yürütenler ekonomik ve eylem boyutunda Müslümanların vekilleri durumundadırlar. Zira dernek/vakıf faaliyetleri dışarıdan destek olanlarla yürütülmektedir. Genel olarak işleyiş bu şekildedir. Az bir grup kendi birikimi ile dışarıdan destek almadan faaliyet yürüyor. Dışarıdaki Müslüman’ın malını harcamak ona vekil olmaktır. Bu vekâlet bir yandan da hayır yapmak, iyi işlerde bulunmakla yükümlü bulunan bütün mü'minler adına yürütülüyor denebilir. Her mü'min bir sosyal faaliyet içinde bulunamaz, bulunması da mümkün değildir. Adeta kifai bir farz, mü'minler adına yürütülüyor demektir.
  5. Vakıf ve derneklerin vekilliği çift yönlüdür. Bir taraftan hayır yapanların vekili diğer taraftan da hayrın ulaştırılacağı kişilerin (genelde fakirlerin) vekili durumundadırlar. Çift vekillik çift sorumluluk olarak anlaşılmalıdır.
  6. Vekil durumundaki oluşum, müvekkilleri durumundaki Müslümanların emanetçisi olduğu şuurunda olacaktır. Mesela bir zekât ibadetine vekâlet edilirken esasen müvekkil zekâtını vakfa/derneğe teslim ettiğinde, vakıf/dernek zekâtı yerine ulaştırmadıkça ibadet tahakkuk etmiş olmuyor. Bu da emanetin ne kadar ağır bir yük olduğunu göstermektedir. Hayır yapmak isteyenlerin verdikleri paralar ve mallar, verirken beyan edilen amaçlara yönelik olarak kullanılmadıkça hak yerini bulmuş olmaz.
  7. Önemli bir ayrıntı olarak şunu da tespit etmeliyiz:
    Bugün zekât ibadetimizi yönlendirebilecek nitelikte bir siyasi yapıda yaşamıyoruz. Dolayısıyla Kur'an’ımızın zekât ile alakalı emirlerine muhatap olan devlet ortada yoktur. Öyle bir devlet ortada olmadığına göre vakıflar veya dernekler zekât toplama yetkisini mü'minlerin emiri gibi bir makamdan almış olmuyorlar. Bu bir eksikliktir. Bu eksiklik dernekler ve vakıflardaki görevlilerin ZEKÂT GÖREVLİSİ sayılmalarına manidir. Geriye sadece emanetçi kimliği kalır.
  8. Bu tür vakıf ve derneklerde çalışanların maaşlarını zekât girdilerinden almaları caiz olmaz. Maaşlar için zekât dışında bir girdi bulunması gerekir.
  9. Vakıf ve dernek giderlerinin de zekât girdilerinden karşılanması caiz değildir. Zekât olduğu gibi fakir insanın hakkıdır, bu hak da direkt ona ulaştırılmalıdır. Dolaylı ulaştırmayı ulaştırma kabul edemeyiz. Vakıf ve derneklerin idari giderleri, yapılan şartsız bağışlardan karşılanmalıdır. Şartlı bağış, “buraya, şu kimseye harcanmak üzere” şeklinde kayıt altına alınan bağış demektir. Bu tür kayıtlara uyulması şarttır. Bu durumda vakıflar ve derneklerin üç türlü bütçesi olmuş olur:
    a- Genel ve şartsız bağışlar. Bunlar her türlü kullanılabilir.

         b- Şartlı bağışlar. Şartta ne yazıldı ise oraya sadece harcanabilir.

         c- Zekât, fitre ve keffaretler. Bunlar da sadece fakir müstahaklara verilebilir.

  1. Vakıf ve derneğe yardım toplama işini üstlenenlere topladıklarından belli bir oran verilmesi bilhassa zekât için kabul edilmesi mümkün olmayacak kadar yanlış bir uygulama olur. Normal bağışlarda da böyle bir yönteme yeltenmek belki girdileri çoğaltabilir ama en baştaki vazgeçilemez hedef olan Allah rızası ve ihlas noktasında tökezlemeye sebep olacaktır.
  2. Dernek veya vakfa kâr elde etmek gibi bir maksada yönelik bile olsa zekât paralarının çalıştırılması caiz değildir. Zekât bir ibadettir ve anında yerine getirilmesi gerekmektedir. Zekât dışındaki paraların ise şeffaf olmak şartı ile çalıştırılması caiz olabilir.
  3. Dernek veya vakıf ya da benzeri bir kurum/kişi, emanet olarak bulundurduğu zekât başta olmak üzere teberruları zayi etmesi durumunda ortada yasal bir eksiklik veya ihmal söz konusu değilse vebal de olmaz. Yalnız ihmal veya eksiklik gibi değerlendirmeler izafi değerlendirmelerdir. Birkaç liranın ihmali ile birkaç milyonun ihmali aynı şeyler değildir. Biri kasada bekletilebilir niteliktedir diğeri ancak bankada bekletilebilir niteliktedir. Bu sebeple emanetleri zayi edenlerin bir bilirkişi (veya kişiler) ile istişare ederek ihmalleri olup olmadığını tespit ettirmelidirler. İhmal varsa tazmin edip ahirete yük götürmemelidirler.
  4. Vekillerden nakit olarak alınan zekâtların ayni eşyaya dönüştürülmesi veya aksinin yapılması fakirin lehine olacak şekilde ise caiz görülebilir. Örnek olarak acil gıdaya ihtiyaç bulunan bir darlık ve yokluk bölgesinde para ikinci derecede kalmış olabilir, orada gıdaya dönüştürülmüş zekât daha değerlidir. Bu tür kararları vakıf ve dernekler şeffaf bir şekilde istişare ile vermelidirler.
  5. Özellikle zekât üzerinden faaliyet yapan kurumların zekât ibadetinin fevrî olduğunu yani farz olunca hemen eda edilmesi gerektiğini unutmamalıdırlar. Makul bir gerekçe olmadıkça zekât bankada bekletilmemelidir. Fakirin maslahatı açısından taksitlendirilme gibi bir durum ancak zorunlulukta olabilir.

Ayrıca diğer cevaplarımızı da okuyabilirsiniz:
https://fetvameclisi.com/fetva/43592
https://fetvameclisi.com/fetva/vakif-ve-dernek-hizmetini-ibadet-olarak-gorenlerin-hassasiyet-olculeri
https://fetvameclisi.com/fetva/vakif-ve-derneklerde-para-yonetiminin-dini-olculeri

Nureddin Yıldız