Yazılı Fetva
'Ruhlar bir araya getirilmiş ordular gibidir' hadisinin açıklaması nedir?
97
02.07.2026
Bir derste insanların kalubelada gruplar halinde bulunduğu ve dünyada bazı kimselere daha kolay yakınlık hissetmemizin bununla bağlantılı olabileceği ifade edildi. Ancak bu beraberliğin neye göre olduğu konusunu merak ettim. İnsanlar orada yaşadıkları zaman, coğrafya veya başka bir özelliğe göre mi bir aradaydılar? Mesela farklı asırlarda ya da farklı coğrafyalarda yaşamış insanlar arasında hissedilen yakınlık da bununla mı açıklanır? Farklı milletlerden Müslümanlara karşı hissedilen sevgi ve sıcaklık da bu konu ile ilgili midir?
Bir diğer sorum ise ahirette kişinin sevdiği ile beraber olma meselesiyle ilgilidir. Hadis-i şeriflerde kişinin sevdiğiyle beraber olacağı bildiriliyor. Ancak bir insanın birçok sevdiği olabilir ve bu kimseler birbirlerini tanımayabilir veya birbirlerine karşı aynı sevgiyi hissetmeyebilirler. Bu durumda ahirette beraberlik nasıl olacaktır?
Bu konuda nasıl düşünmemiz gerektiğini öğrenmek isterim.
Bahsettiğiniz hadis-i şerif, "Ruhlar bir araya getirilmiş ordular gibidir. Birbiriyle tanışanlar dünyada da karşılaştıklarında tanışıp kaynaşırlar, birbiriyle tanışmayanlar ise ayrışırlar" şeklindedir.
Bu hadis-i şerif, ruhların dünya hayatından önce tanışmasından bahsetmektedir. Bu tanışmanın dünya hayatındaki etkisi ise şu şekilde anlaşılmıştır:
Bazı insanlara karşı ilk tanışmada hissettiğimiz yakınlık, kimine karşı ise ilk karşılaşmada hissettiğimiz uzaklık bu hadisin işaret ettiği manalardan biri olarak yorumlanmıştır. İnsan ortak paydada buluştuğu insanlarla daha kolay anlaşır. Buradaki tanışma, yalnız yaşadığı dönemdekilerle tanışması şeklinde daraltılmamıştır. Allah Teala, katında gerçekleşmiş bu olayın detaylarından değil yalnız bizi ilgilendiren boyutundan söz etmiştir. Açıkça anlaşılan şudur: O alemde karşılaşmış olanlardan dünyada yolları kesişenlerin birbirlerine kalbi sıcaklıklarının oluşacağıdır.
Bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır: Kalbimizin kolay ısınmadığı yahut soğukluk hissettiğimiz kimselerin mutlaka kötü insanlar olduğunu düşünmek doğru değildir. Bu durum yaratılışla alakalıdır. İnsan bazılarıyla daha kolay yakınlık kurabilirken, bazılarıyla bunu kurması o kadar kolay olmayabilir. Aynı şekilde birini sevmek onun kesin olarak iyi ve Allah’ın razı olduğu bir kimse olduğu anlamına gelmez.
Sevgiyi etkileyen pek çok sebep vardır. Haset, nefis, menfaatler ve öfke gibi bazı duygular sevgiyi olumsuz etkileyebilir. Özetle; benzer ahlak taşıyan, aynı düşüncede olan ve karakter bakımından birbirine yakın kimseler birbirlerine daha kolay ısınabilirler. Zıt karakterde olanlar ise bazen bir uzaklık hissedebilirler.
Merak ettiğiniz diğer mesele ise cennette sevdiklerimizle beraber olmak konusudur. Bu hususta önemli olan, sevdiğimiz kimselerin Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşayıp yaşamadıklarıdır. Hadis-i şeriflerde kişinin sevdiğiyle beraber olacağı müjdelenmiştir. Bu sebeple Allah’ın razı olmayacağı bir hayat yaşayan kimselere karşı muhabbet beslememek gerekir. Kiminle beraber olmayı arzu ediyorsak, o kimselere karşı Allah için sevgi beslemeliyiz. Kişinin sevdiğiyle beraber olması her an, daima birlikte olmak anlamına gelmez, dilediği zaman onu mekanına gidip onu ziyaret edebilmesi, aradaki makam farkına rağmen ziyaretleşebilmeleri, onu sevme nimetinin karşılığını görebilmesi anlamındadır. Yani meseleye filancayı sevmek, filanca tarafından sevilmek şeklinde değil daha büyük pencereden bakmak gerekir.
Bize düşen; Allah’ın izniyle cenneti hak edecek yahut Allah’ın rahmetiyle cennete girmeye vesile olacak ameller işlemeye gayret etmektir. Eğer Rabbimiz bizleri cennete girmekle nimetlendirirse, artık orada hiçbir endişe ve soru işareti kalmayacaktır. Cennet, müminlerin tam anlamıyla huzur ve sevinç yaşayacağı yerdir. Orada bütün güzellikler, bütün nimetler ve insanın arzu ettiği her şey vardır. İnsan neyi istiyorsa onu bulacak, hoşlanmayacağı hiçbir şeyle karşılaşmayacaktır. Dünyadaki korkular, üzüntüler ve eziyetler orada olmayacaktır.
Bu sebeple cenneti; insanın istemediği hiçbir şeyin bulunmadığı, tam huzur yurdu olan bir yer olarak düşünmek sizi rahatlatacaktır.
Gayba ait meselelerde, yani gözümüzle görmediğimiz konularda bizlere haber veren hadis-i şeriflerin asıl amacı; bizi daha güzel amel etmeye, Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşamaya teşvik etmektir. Dinimize ait meseleleri sorup öğrenmek elbette Allah’ın emridir. Bu konudaki hassasiyetiniz ve merakınız kıymetlidir. Bir Müslüman, dinine ait meseleleri öğrenmek için gayret gösterir. Güvenilir kaynaklardan hadis-i şerifler okumak, ders halkalarına katılmak ve ilim öğrenmeye çalışmak bunun yollarındandır.
Ancak burada önemli olan, öğrendiğimiz bilgileri amele dönüştürmektir. Bunun yanında sorularımızın; hakkında ayet ve hadis bulunmayan, tamamen gayba ait ve Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği meseleler üzerinde yoğunlaşmaması gerekir. Ayrıntılara aşırı şekilde takılmak, cevabını öğrendiğimizde imanımıza veya ibadet hayatımıza katkı sağlamayacak meselelerin peşine düşmek bazen şeytanın kişiyi faydalı olandan uzaklaştırma yollarından biri olabilir. Bu sebeple bu konuda da dikkatli olmanızı tavsiye ederiz.
Rabbim öğrendiğiniz ilimle amel etmeyi sizlere kolaylaştırsın. Cennette beraber olmayı umduğunuz sevdiklerinizle birlikte olmayı da sizlere nasip etsin.
BENZER FETVALAR
