Yazılı Fetva

Müslüman bir birey nasıl feraset ve basirete sahip olabilir?

1128
12.02.2024

Hocam bir Müslüman nasıl ferasetli ve basiretli olur? Bu çalışarak kazanılacak bir şey mi?

Teslimiyet de öyle. Anneliğe hazırlanan Müslüman hanımefendi olarak nasıl teslimiyet sahibi olurum? Kendimi buralarda çok eksik görüyorum. Hep buradan tökezliyorum. Bana bir yol gösterin.

Basiret ve feraset birbirine yakın iki kavram olarak Allah’ın kullarından bazılarına olayların, meselelerin iç yüzüne dair ince anlayış lütfettiği nimetin adıdır. Basiret sahibi insanların önsezileri doğruya daha yakın olur. Tahminleri, düşünceleri Allah’ın rızasına yaklaşmak içindir. Basiret ehli insanlar karanlıkta aydınlık gibi yürümeyi başarabilirler. Şüphesiz bunlar olduğu gibi Allah’ın ikramıdır.
Bu bazen tamamen Allah’tan gelen bir nur olduğu gibi bazen de kişinin Allah’a daha iyi kul olmak için gösterdiği performansın dünyadaki karşılığı olarak sonradan elde edilir bir ödüldür.

Siyasette, ticarette, ailede, eğitimde ferasetin önemi büyüktür. Bir ülkenin yönetimi için de dinin geleceğine yatırım yapmak için de feraset gerekir. İnsanlar ve kurumlar, geleceği tahmin etmede başarı gösterdiği kadar insanlığa hizmet edebilirler ve başarılı olabilirler. Aynı şekilde annelik/babalık ve hocalık da böyledir. Evlatlarının geleceğini, yirmi yıl sonraki gençliğin ve toplumun halini şimdiden görebilenler hem kendilerini hem de çocuklarını yetiştirebilirler. Böylece iman ehli bir nesil olarak kalabilme mücadelelerini yönetebilirler.

Özetle, basiret ya da feraset gözün ötesinde kalple görebilme yetisidir. Kalbin doğruyu hissetmesi de denebilir.

Böylesine kıymetli bir nimeti Allah, kullarından takva sahibi olma derdinde olanlara verir. Zaten karanlık sokaklarda etrafı aydınlatmak isteyenler, Allah’ın dost kulu olmak isteyenler olacaktır. Gözleri olduğu halde görmek istemeyenler için yapılacak bir şey de yoktur.

Basiret ve feraset, Allah’tan gelen bir ikram olduğuna göre Rabbimiz buna hak eden kullarına verecektir.


Rabbimizin feraset/basiret bahşettiği kullardan olabilmek için;

1. Güçlü bir imana sahip olmak gerekir. Bu da Allah’tan başkasının ölçü olmadığı bir disiplinde olur. Hayatımızdan İslam dışındaki anlayışları, uydurulmuş inançları çıkardığımız kadar sadece Allah’a kul olabiliriz.
2. Günah işlememek, işlenirse tevbe ile ondan kurtulmak ferasetin ikinci adımıdır. Allah’ın haramlarından uzak bir yaşam tarzı benimseyebilirse insan, Allah da onunla beraber olur ve ona öteleri gösteren gözler nasip eder.

  1. Başta kalp olmak üzere organların Allah’a itaat ettiği bir beden sahibi olmak zorundayız. Emrettiği ibadetlerini hakkıyla yerine getirmek ve Rabbimizin emanet verdiği azaları onun istediği şekilde kullanmak basirete kapı aralar. Özellikle gözün kullanımı feraseti direkt etkiler.
  2. İlim elde ettikçe, Kur’an ve sünnetle tanıştıkça insanın olaylara bakışı da gelişir. Olayları mümince değerlendirmek, yaşananları anlamlandırabilmek ayetlerin ve hadislerin ışığında çok daha kolay hale gelmektedir. Peygamberlerin yaşadıkları, Allah’ın yeryüzü kanunları, ahiret inancı gibi başlıklar insanı akıl sahibi olmasında ciddi manada etkiler.
  3. Allah kendi dini için fedakârlıklar yapan kullarını o uğurda sabit kılar. Bu sebeple herkes kendi kapasitesine göre dinimize hizmeti kadar Allah’tan yardım görür. Bu yardımların bir boyutu da Allah’ın kuluna feraset vermesidir.
  4. Dua etmek her işte olduğu gibi basiret arzusunda da geçerlidir.

 

Anneliğe hazırlanan bir hanım için esasında yukarıda sayılan maddeler basiretle birlikte teslimiyete de katkı sağlayacak noktalara işaret etmektedir. Özellikle anne adayı için değerlendirecek olursak mesele şudur:

İnsan, iman yüklü kalbiyle doldurduğu zihninin ürünüdür. Nasıl düşünüyorsa hayatı da ona göre yönlenir. Düşünceyi oluşturan da imandır. Allah ile bağı kuvvetli olan bir anne teslimdir. Tam bir Müslümandır. Allah ile beraber, Allah için yaşar. Bunun sonucunda şöyle düşünür:

 

  1. Karnımdaki bebek, ben ve benim dışımdaki milyarlarca insan Allah’a aitiz.
  2. Ben Allah’ın yaratacağı bir insanın yaratılması için Allah’ın kullandığı bir kulum.
  3. Varlığım ve yokluğum Allah’ın izniyledir. Yaşatan ve öldüren O’dur.
  4. Doğumum Allah dilerse çok kolay olur. Beni yaratan benim doğumumu da düşünür.
  5. İnsanların ne dediği ve beklediği beni ilgilendirmez.
  6. Allah beni bu çocuk ile sınayacak.
  7. Allah dilerse çocuk bensiz de büyür, yetişir ve eğitilir.
  8. Ben sadece anne olarak Rabbimin bana yüklediği sorumluluğumu yerine getiririm. Sonra Musa aleyhisselamın annesi gibi Nil’e salsam da o çocuk bana geri gelir. Firavun’un sarayına girse de Allah onu yetiştirir. İnsanlık onun için seferber olabilir. Yıllar sonra Allah’ın en güzel kullarından biri olarak insanlığın hidayetine sebep olabilir.
  9. Tam tersi de mümkündür. Nuh’un oğlu gibi helak da olabilir. (Allah korusun) Ben anneliğimi/babalığımı yapayım sonuçlar Allah’ın elindedir.
  10. Eşim bana destek olmasa da ben çocuğuma annelik yapabilirim. Çünkü benim yardımcım Allah’tır. Meryem gibi ben de eşsiz kabul ederim kendimi, bu kadar basit!

 

Bu düşünceler, insanı dünyada rahat ettirir. Bedenler yıpranır, zorluklar bitmez ama kalp huzurlu olur. Teslimiyet böyle fikirlerde sabit kalmanın eseridir.

Siz de çevrenizi yukarıdaki gibi düşünen insanlardan oluşturmaya gayret edin ve çokça Allah’a dua edin.

Rabbim anneliğinizi, muhtemel evlatlarınızı bereketli etsin. Ümmetin yüz akı olmayı nesillerinizle birlikte sizlere lütfetsin. Âmin!
Allah’a emanet olun.

Nureddin Yıldız