Sünnetullah ne demektir?
Dünya zalimlerinin Müslümanlara yaptığı zulümleri konu olarak ele aldığımızda hocalarımız "sünnetullah gereği" olarak özetleyebileceğim bir gerekçe ya da bilgilendirme göstermektedirler. Nedir bu sünnetullah ve Müslümanların gördüğü zulümlerle ne ilgisi vardır?
Sünnetullah, Allah’ın koyduğu kurallar, yasalar demektir. Bu yasalar da evreni, insan toplumunu ve hayatı düzenlemek için koyduğu kurallardır.
Sünnetullah değişmezlik, standartlık, devamlılık üzere konmuştur. Hayatın akışı içinde hak batıl mücadelesinin sürekli var olması, insanların sürekli bir imtihan içinde olması, belaların ve musibetlerin hayatla beraber sürekli var olması, insanların imanlarına göre değil de insan olarak var olmalarına göre olaylarla karşılaşmaları, toplumların yükseliş ve inişlerine ait sonuçlar, toplumların kendini değiştirmedikçe Allah’ın onları değiştirmeyeceği, hayatın sebep sonuç ilişkisine bağlı olarak sürmesi gibi gözlemlerimiz sünnetullah gereğidir.
Sünnetullah yerine ADETULLAH ifadesi de aynı manada kullanılmıştır.
Sünnetullah ve zalimlerin zulmü ile alakalı olarak şu tespitleri yapabiliriz:
- Sünnetullah denen olaylar ve kurallar Allah’a ait işleri yansıtır. Yani bunlar ilahidir.
- İlk insan toplumundan beri sünnetullah işlemektedir. Kur'an’ımız bunlardan bazılarını bize aktarmıştır. Bu da zulmün sebepleri, zalimlerin akıbetleri gibi konularda mü'minler ibret almak ve gereğini yapmakla yükümlüdürler. Bu aynı zamanda Allah’ın kullarını yanlış yolda olmaları halinde azabı ile tehdit etmesidir. Sünnetullah bilgisi bir tarih ve sosyal analiz bilgisi olarak da görülebilir; dünün zalim karakteri bugünün zalim karakteri olarak devam etmektedir. Allah’ın kanunu değişmiyor. Bu nedenle sünnetullahı iyi anlayan dini de iyi anlamış olur. Bugün cereyan eden olayları ve insanların halini de en temel kaynağından tahlil etmek kolaylaşmış olur.
- Sünnetullah iyi anlaşıldığında görülür ki Allah Teâlâ yeryüzünde zalimlerin yaptığını biliyor ama anında cezalandırma yapmıyor. Bilakis zalimlere bir mühlet vermeyi önde görüyoruz. Bu mühlet verme de onun takdir buyuracağı bir hikmet üzerinden yürüyor. Aslında bu mühlet verme yani cezasını ileri bir zamana erteleme zalimler için bir tuzaktır. Zalim bunu takdir edemediği için zulmüne zulüm katmakta ve hesabı daha ağır olmaktadır. Kafirler bu yüzden büyük bir gurur ve kendini güçlü görme bataklığına düşmüş olmaktadırlar. Yine de Allah Teâlâ, mühlet vermeden yani cezayı ileriki zamanlara yaymadan bir ümmeti topluca helak etmemektedir. Bu da insanlara bir rahmet esintisidir. Mazlum da başındaki sıkıntılarla imtihan içinde bir hayat yaşadığı için sebat edebildiği sürece kazanan olmaktadır.
- Sünnetullahın en çok görüldüğü alanlardan biri de istidractır. İstidrac, adım adım helake doğru çekmek anlamına gelen bir kavramdır. Kafirler her türlü nimet ve fırsatın ayaklarına geldiği bir ortamda yaşarken Allah Teâlâ onları ellerindeki nimetler sebebiyle tuzağa doğru çekmiş olur. Onlar bu durumu anlayamazlar; her istediklerini yapacakları bir gücün sahibi olarak kendilerini değerlendirirler. Vakti gelince de Allah’ın azabı onları bulur. O zaman görür ve anlarlar ki ellerindeki imkanlar onlar için bir tuzak imiş. Bu kural yani istidrac kuralı bireyler için geçerli olacağı gibi toplumlar için de geçerli olabilir.
- Allah’ın zalimleri helak etmesi onun dileyeceği ve hikmeti ile yapacağı bir zaman ve şekilde olur. Zalime bir başka zalimi musallat edebilir. Zalimi kendi içinde kahredebilir. Mü'minlerin eliyle yapabilir. Ekonomik veya siyasi sebeplerle onları parçalayarak yapabilir. Nasıl ve ne zaman dilerse helakleri öyle olur. Mazlum durumda olanlar ise insan olarak yapabileceklerini yapıp zalime karşı kendilerini korumaya çalışırlar. Son ve bitiren kararı ise Allah Teâlâ verir.
